logo

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ’NDE SEÇİM HEYECANI


Gamze İspirli
gamzeispirli@hotmail.com

imageAtatürk Üniversitesi’ndeki seçim heyecanı ….

Atatürk Üniversitesi’nde yarın yapılacak rektörlük seçimleri öncesi, rektör adayları son mesajlarını vererek çalışmalarını tamamladı.
Köklü bir tarihe sahip olan üniversite, bugün maalesef hak ettiği konumda değil.
Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk 1 Kasım 1937 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yasama yılını açılış konuşmasında Doğu Anadolu’da büyük bir üniversite kurmanın gereğini ifade ederek, bu husustaki çalışmaları başlatma talimatı vermiştir.
Atatürk’ün ölümünün ardından bu çalışmalara 12 yıl ara verildikten sonra konu, 1950 yılında tekrar gündeme getirildi. 1951 yılında oluşturulan bir komisyon Doğu Üniversitesi’nin Erzurum’da kurulmasını önerdi. 1954 yılında çıkarılan 6373 Sayılı Kanunla bu üniversitenin adının Atatürk Üniversitesi olması kararlaştırıldı. Aynı yıl Amerika Birleşik Devletleri A.I.D. teşkilatı aracılığı sonucu Nebraska Üniversitesi ile işbirliği anlaşması imzalanarak hazırlık çalışmaları hızlandırıldı ve 6990 Sayılı Atatürk Üniversitesi Kanunu’nun 7 Haziran 1957 tarihinde yürürlüğe girmesi ile kuruluş çalışmaları tamamlanmış oldu.
Üniversite 17 Kasım 1958 tarihinde Şair Nef-i Ortaokulu binasında Ziraat ve Fen – Edebiyat Fakülteleri ile öğretime başladı. İki fakültede 135 öğrenci ile öğretime başlayan Atatürk Üniversitesi’nden bu gün binlerce kişi mezun olmuştur.
Kimse kırılıp darılmasın ama Atatürk’ün adını taşıyan üniversiteyi daha dün kurulan üniversiteler sollamış durumda.
Bilimsel çalışmaları tozlu raflarda kalan, kente katma değer üretemeyen, nitelikli öğrenci sayısı her geçen gün düşen bir üniversiteyi, bu kent hak etmiyor.
Bir üniversitenin başarı kriteri bilimsel çalışma sayısıyla değil, kente sağladığı katkı ve mezunlarının istihdamdaki yeriyle ilgilidir.
Kentten soyutlanan üniversite, bir türlü sivil inisiyatifi yönlendirici olamadı, kent ekonomisine bilimsel lokomotif sağlayamadı.
Bilim dalları içerisinde en göze çarpanı ise Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi oldu.
Hasta sayısı her geçen gün artmasına rağmen üniversite hastanesi, bölgede adından söz ettirmeyi başarıyor.
Kutuplaşma ve görüş ayrılıkları bilimsel alanlarda kopukluklara yol açarken, yönetim bu konuda birleştirici olamadı.
Oysa daha demokratik olabilmeli bilim yuvaları…
Üç beş basın mensubu dışında üniversitenin çalışmaları kamuoyu ile yeterince paylaşılmadı.
Yönetim bağlamında, basınla ve halkla yeterince iletişim kurulamadı.
Halka kapalı, kendi kabuklarını kıramayan bir anlayışla yönetildi Atatürk Üniversitesi.
Yarın seçim var.
Adayların çalışmalarını mail ortamında alabildik, bir çok adayla tanışma imkanı bulamadık.
Ama bu adayların içerisinde iki akademisyeni tanıdığımı söyleyebilirim. Prof. Dr. Ömer Çomaklı ve Prof Dr. Serdar Sevimli.
Yarışın en iddialı adayları. Erzurum basınından kopmayan kentin gerçeklerinden haberdar olan iki aday…
Sayın Çomaklı, her demecinde birleştirici olacağını belirterek, liyakate göre iş bölümü yapacağını, üçüncü nesil üniversite kavramını hayata geçireceğini ifade etti.
Şeffaf yönetim anlayışını benimseyeceğini belirten Çomaklı, kul hakkının gözetileceği adaletli bir yönetim anlayışını benimseyeceğini dile getirdi.
Şu anki tespitlerimizin çözümü bu projelerin hayata geçirilmesine bağlı.
Rasyonel, birleştirici ve halka kapısı açık şeffaf bir üniversite kent için önemli bir yere sahip.
Sayın Çomaklı’nın mütevazi kişiliğiyle bu projeleri hayata geçireceğine inanıyoruz.
Sayın Sevimli, Kalp Merkezi’nde önemli çalışmaları olan bir akademisyen, televizyonda haber müdürlüğü yaptığım dönem canlı yayın konuğum olmuştu, tıp alanında kendini ispatlamış, mesleğini seven bir hekim.
Seçimi kazanması durumunda hekimlik mesleğini ötelemiş olacak, bu konuda aktif konumda olamayacaktır.
Oysa başarılı ve işini seven hekim sayısı son derece sınırlı.
Mevcut Rektör Sayın Hikmet Koçak da, tıp alanında hizmetlerine devam etseydi, kente daha çok katma değer üretebilirdi.
Prof Dr. Medine Gülüce ise kentin billboardlarını tercih ederek, basında fazla yer almadı.
Kulislerde onun adına sıkça telaffuz ediliyor.
Kendisinin projelerini bilmediğimiz için bu konuda yorum yapamıyoruz.
Kent basınından kopuk olmak, bu konuda Sayın Güllüce için dezavantaj oluşturdu.
Kent basını, kenti yönetmeye aday kişilerin en çok başvuracağı kanallardan biridir.
Her ne kadar seçim üç aday arasında geçiyor gibi görünse de, sürpriz sonuçlarda alabiliriz.
Seçimlerin üniversite ve kent için en iyi şekilde sonuçlanmasını umuyor, Erzurum’a katma değer üretecek, rasyonel projelere imza atmak isteyen tüm adaylara başarılar diliyorum.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

5+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ

    06 Nisan 2021 yazarlar

    2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık oluşturmak, otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler bulmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Otizm Farkındalık Günü ilan edildi. Down sendromu, otizm ve diğer gelişim bozukluklarının yaygınlığının tespiti ile ilgili bireylerin ve ailelerinin sorunlarının çözümü için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan meclis araştırma raporunda;2019 Temmuz ayı Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye de38661 otizmli vatandaşımızın olduğu ve ilimizin dahil olduğu...
  • KARŞIMIZDAKİ AYNA

    21 Mart 2021 yazarlar

                    Son yıllarda günlük konuşma dilimizde yer edinmeye başladı Empati. Bir insanın kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak doğru iletişim kurmasıdır Empati. Bireysel bağlamda birbirimizi ne kadar iyi anlar ve anladığımızın gereğini yaparsak empati kurmuş oluruz. Empati karşınızdaki insanı onun gözleri ile dünyayı görebilecek kadar iyi algılayabilmek ve onun dünyasına girebilmek demektir. Küçük yaştan itibaren yaşamımızdaki her yeni gün yeni insanlar, yani olaylar yada yeni yeni farklılıklarla göz göze gelmektir. Filmler mas...
  • DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

    08 Mart 2021 yazarlar

      8 mart dünya kadınlar günü; çalışan kadınların başta iş hayatında olmak üzere günlük yaşam da karşılaşmış oldukları sorunlara dikkat çekmek adına önemli bir gün. 1910 yılından beri dünyanın hemen her ülkesinde 8 Mart Kadınlar Günü olarak anılmaktadır. Birleşmiş Milletler 1977 yıllında aldığı kararla 8 Mart’ı,Uluslarası Kadınlar Günü ilan etmiştir. Peki neden? Aslında dünyanın neresinde olursa olsun kadınlar yaşama eşit olarak katılamamaktadır.İster totaliter ister demokratik ülkeler de olsun, ister refah düzeyi yüksek, ist...
  • MAZERETİM VAR!

    07 Mart 2021 Tüm Manşetler, yazarlar

      Gülünecek, sevinilecek ve heyecanlanacak birşey bulamıyorum. Bu “parantez” günler gelip geçecek mi? Bacaklarımı suda, nefesimi oksijen tüpüne bağlı hissediyorum. Dünyayı bozanlar var oldukça tamir çantamız her an yanımızda bulunacak. Ömür bitmeden umut da bitmiyor. Büyük sevinçler yaşamayınca küçük sevinçleri biriktirmeye çalışıyorum. İçimizdeki kırışıkları düzeltecek bir ütü varmı diye sorasım var.. Kendimi bir tüy gibi bıraktım. Esen rüzgarın eteklerine vals yapıyorum, mutluluk beni yakalayacağı ana kadar. Deliren dünyada neye t...
301 Moved Permanently

301 Moved Permanently


nginx