logo

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİNİN EĞİTİM VİZYONU!


Gamze İspirli
gamzeispirli@hotmail.com

Son günlerde basın toplantılarıyla gündeme gelen Atatürk Üniversitesinin (A.Ü) çalışmalarını yakından takip etme imkânı buluyorum.

Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Ömer Çomaklı basınla ilişkilere önem veriyor, yapılan çalışmalar kamuoyu ile sıklıkla paylaşılıyor.

Geçmişe göre üniversitenin gelişim yönünde önemli adımlar attığına tanık oluyoruz. Fakat bunu yeterli bulmak yeniliklere sınır koymak anlamı taşıyor.

Üniversitenin niceliksel çalışmalardan çok niteliksel çalışmalar ağırlık vermesi gerekiyor.

Öğrenci kalitesi giderek düşüyor, düşen puanlar ve artan kontenjanlar öğrenci niteliğini olumsuz etkiliyor.

Doğunun en önemli üniversitelerinden biri olan Atatürk Üniversitesi, her yöreden öğrenciye hitap edebilmelidir.

Hiçbir bölümü tutturamayan, son tercihi A.Ü olan öğrencilerin son dönemlerde yoğunlaştığına tanık oluyoruz.

Yüksekokullarda ki bir çok öğrenci Türkçeyi doğru dürüst kullanamıyor, 4 yıllık bir bölümü kazanan öğrenci dilekçe yazıp meramını anlatmaktan yoksun.

Oysa birkaç yıl öncesinde durum böyle değildi.

Memleketin her yöresinden öğrenci okumak için Atatürk Üniversitesi’ni tercih ederdi.

Sadece gelir durumu düşük olanların değil, her kesimden öğrencinin tercihiydi A.Ü.

Üniversiteyi dil eğitimi ve sosyal olanaklar bakımından cazip hale getirip nitelikli öğrenciyi buradaki eğitime dahil etmenin yolları aranmalıdır.

Şimdi diyeceksiniz kış şartları yoğun olan bir kent ancak bu nitelikte öğrenci bulabilir.

Kontenjanları abartılı tutup, kırtasiye gibi diploma üretmek yerine az ama nitelikli öğrenci yetiştirmek en rasyonel yöntemdir.

Ülke genelinde üniversite sayısı giderek artıyor.

Özel üniversitelerle birlikte artık 193 üniversite hizmet veriyor..

Önemli olan Atatürk Üniversitesi’ni nitelikli mezunlar veren bir akademik kurum haline getirmek.

Daha çok nitelikli öğrencinin tercih ettiği, mezunları her yerde iş bulabilen, ezberci eğitimden çok uygulamaya ve bilime önem veren bir üniversite olmalı Atatürk Üniversitesi.

Üniversite sayısının artması ile birlikte rekabet ortamının da arttığı gerçeği göz ardı edilmemelidir.

Üniversite sadece esnafın geçim kaynağı olarak görülmemelidir.

Bundan sonra yapılması gereken, eğitimde çıtayı yükselterek, yabancı dil hazırlık bölümü olan fakültelere önem vermek ve çağın gereklerine uygun eğitim metotları geliştirmek.

İş ilanlarında artık üniversite ismi zikredilirken kendi üniversitemizin mezunlarına da yer verilmesini istiyoruz.

Doğudaki üniversite veya taşra üniversitesi kimliği üniversitemize yakıştırılmamalıdır.

Bu yöndeki olumsuz zihniyetler bir tarafa atılarak, bilim ve teknolojinin ışığında çağdaş yönetim anlayışı benimsenmelidir.

Atatürk Üniversitesinden çok daha sonra kurulan üniversiteler büyük bir ivme kaydederken, biz yerimizde saymamalıyız.

Tozlu raflarda uygulamaya geçmeyen tez ve bilimsel çalışmalarımızın çokluğu ile övünmek yerine niteliği artırmanın ve beyin göçünü önlemenin yollarını aramalıyız.

Geri kalmışlık ve gelişmenin bir bütünü oluşturduğu gerçeği de unutulmamalıdır.

Atatürk Üniversitesi mezunları artık okudukları bölümlerle gurur duymanın ayrıcalığını yaşamalıdır.

Mühendislik, iktisat, işletme ve ziraat fakültesini bitiren mezunlar artık özel sektörde diğer kentlerdeki mezunlarla aynı şartlarda değerlendirilerek, dil bilmeli ve alanlarında kendilerini ispatlayabilmelidir.

Çünkü bu bölümlerdeki mezunların özel sektörde istihdam alanları daha fazla ve rekabet sorunu daha hissedilir konumda.

Üniversiteler artık, lise diploması ile istihdam edilebilen işlere eleman yetiştirmemeli, nitelik sorununa ağırlık vermelidirler.

Uygulamalı eğitim ve dil eğitiminin eğitimdeki kalitede yadsınamaz düzeyde olduğu unutulmamalı

Share
#

SENDE YORUM YAZ

10+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OYNATMAYA AZ KALDI DOKTORUM NERDE!

    16 Ekim 2018 Tüm Manşetler, yazarlar

    Kimi susar sabrını gösterir, kimi susar işini yürütür. Yürek sahibinin kiralık sevdası, bir bardak çayda boğulan vefadır. Ağlayarak öksüren yere salya bırakır. Takkesi ve sarığı kendinden önce gidenlerin elleri öpülüyorsa; Ezber edenlerin toplanma yeri kahvehaneler olursa, sözün bittiği yerdeyiz.. Semalarımızda döviz ve altın kanat çırparak bir yükselip bir alçalırken, petrol, doğalgaz, elektrik, gıda maddelerine zamlar yağarken; Oynatmaya az kaldı doktorum nerde? Resmi enflasyon %25, halkın enflasyonu %50, işsizlik oranı %11, bank...
  • Geldiğimiz nokta…

    27 Eylül 2018 Erzurum, Tüm Manşetler, yazarlar

    Devlet. Şirketler. Aileler. Bireyler... Herkes ama herkes borçlu maalesef. Her şeyi ithal ediyoruz. Yerli üretim yeterli değil. Zaten, yerli üretim için gerekli olan ham maddeyi ve ara mallarını bile ithal ediyoruz. Bu nedenle fiyat artışı kaçınılmaz. Döviz ve faiz almış başını gidiyor. Döviz yükselince, enflasyon artıyor. Haliyle bunun sonucunda da faizler yükseliyor. Konkordato ilan eden şirketler, yakında tasarruf adına işçi çıkarmaya başlarlar. Asıl o zaman patlayacak kriz. Önümüzde ki iki-üç ay içinde belli olur her şey… ...
  • Ne yapılmalı.?

    15 Eylül 2018 Erzurum, Tüm Manşetler, yazarlar

      Millet olarak bizim yapacağımız birşey kalmadı. Artık bundan sonrası Hükümete kalmış. Her türlü yetki. 16 yıldır olduğu gibi, bugün de ellerinde. Mazeretleri yok artık... Ateşi yeniden keşfetmeye gerek yok. Yapılacaklar bellidir. İlk iş olarak. Paralar artık betona gömülmeyecek. Üretim yapılacak. Yatırım yapılacak. İstihdam yaratılacak. İthalat azaltılacak. Yerli tohuma geçilecek. Hibrit tohumların ithalatı yasaklanacak.  Tarım ve hayvancılık desteklenecek. Fabrikalar tekrar kamulaştırılacak. Elde kalan kuruml...
  • Suriye…

    07 Eylül 2018 Erzurum, Tüm Manşetler, yazarlar

    Esat gitsin diye 2011 yılında başlayan süreç. Esat'ın kalacağının belli olmasıyla nihayete eriyor gibi... Peki; Esat yerinde kalacaktı madem. Neden adamların içişlerine müdahil olduk.? Bu kadar ölüm, yıkım, sığınmacı neden oldu.? Niçin yüzlerce Şehit ve yaralı verdik.? Ben Ülkeme bakarım... Türkiye; Ensar-Muhacir muhabbetiyle. 4 Milyon sığınmacı ve harcanan On Milyarlarca dolardan başka. Bu süreçte ne elde etti.? Merak ediyorum arkadaş. Biri bana, bu Millete çıksın izah etsin. Ne kazandık.?! Kaybettiklerimizi söylemiyorum bile....