logo

FİTNE FESAT TEZGAHLAR,İFRAT TEFRİT SÖYLEMLER


Erdal Güzel
erdalguzel@hotmail.com

ERDAL GÜZEL

 

İnsanoğlu en gelişmiş silahları üretmek çabasında olsa da   yaradılışından bugüne dek ,fitne ve fesadın yaptığı tahribat kadar güçlü bir silah icat edememiştir.

Emperyalist ülkeler , ürettikleri silahları pazarlamak için gelişmemiş ülkelerin içerisine fitne fesat tohumları atıp, huzur bozarak ,o ülkeleri zayıf bırakıp, her an çatışmaların olacağı bir ortama sürüklemek stratejisi izlerler.

Ne gariptir ki, bu tezgaha düşmeyen üçüncü dünya ülkesi yok gibidir.

Bunun en somut örneklerini uzun yıllardan beri ülke olarak yaşamaktayız.

İmparatorluk topraklarını kaybedip, son kale olarak sığındığımız Anadolu’dan  koparılmamız için bu tertiplerin çoğunu duyduk, okuduk, ve yaşadık.

Ülkelerin hassas noktalarını belirleyip,  bu bölgeleri kaşıyarak ,insanları kutuplara ayırıp, ötekileştirip, bir birlerine düşman etmek  genel bir taktiktir.

Ülkemizde bu hassas noktalar,  Türk -Kürt,sağ-sol ,alevi -Sünni ,laik- anti laik ,cumhuriyet ve  cumhuriyet karşıtları gibi konulardır.

Tarihe mal olmuş önemli şahsiyetler üzerinden  yapılan söylemler de  bu ayrıştırmaların bir aracı olarak sıkça kullanılmaktadır.

 İfrat ve tefritin de işin içine katılmasıyla bu ötekileştirme ve düşman kamplara ayırma planı çok çabuk ilerlemektedir.

Sultan 2’inci Abdülhamit’in bir kesim tarafından “Ulu Hakan” bir başka kesim tarafından “Kızıl Sultan” olarak  değerlendirilmesi, Mustafa Kemâl’in dinsizlikle itham edilmesi, İsmet İnönü gibi tarihi şahsiyetlere yönelik  asılsız isnatlar ,kin ve nefret duygularını tetikleyip, ötekileştirmelerin önünü açmaktadır. 

Eğitim seviyesi düşük, okumayan ve  dünya gerçeklerini algılamayan toplumların bu rüzgarlara kapılmaları kaçınılmazdır.

Siyasetin ayrıştırıcı  ve şiddet içeren söylemleri de  bu fitne tohumlarının  hızla büyümesine  yol açmaktadır.

Politik çıkarlar uğruna sergilenen  sen ben kavgaları ne yazık ki  değerler üzerinden yapılmakta,  birileri göbeklerini kaşırken , vatandaşlar adeta bir birine düşman edilmektedir.

Geçmişte, aleviler Kur’an’ı yaktı diye bir fitnenin ortaya atılmasıyla  K.Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da binlerce insan canından olmuş, bu kentler adeta savaş alanına dönmüştü.

28 Şubat öncesi, bir avuç sakallı, sarıklı, cübbeli  meczubun , asalarıyla Anıtkabir’e gitmeleri, elbette ki bu fitne düşüncenin bir eylemiydi.

Siyasi seçimler yaklaştıkça bu dozun artırılması da gözden kaçmamaktadır.

 Geçmiş dönemde ,bir siyasetçinin, başbakana ikinci peygamber  yakıştırması yapması ile yakın zamanda Bir üniversite rektörünün  Cumhurbaşkanına itaati farzı ayın olarak nitelemesi, bu hafta başında  bir muhalefet milletvekilinin Türkçe ezan  düşüncesini tekrar gündeme taşıması, andımızla ilgili polemiklerin bu ortamda tekrar dillendirilmesi, yine bir fakülte dekan vekilinin  Atatürk’ün , bin yıllık Türk’ün kıyafetini ecnebi kıyafetleriyle değiştirdiğini ifade etmesi ve son olarak ta bir gazetecinin “Atatürk benim ilahımdır “ gibi maksadını aşan  söylemler  ateşin üzerine benzin dökmek kadar tehlikelidir.

Elbette ki, ne Sn. Cumhurbaşkanı peygamber, ne de Atatürk ilahtır.

Her olayı kendi tarihi süreci içerisinde değerlendirmek ve ona göre yorumlamak gibi bir eksiğimiz bulunmaktadır.

Bir takım vatandaşları  kendi siyasi tercihlerine ters düştüğü için vatan hainliği ile itham etmek, fesat düşüncenin bir eseridir. Bir bayrak altında yaşamayı kabul etmiş, ülkenin değerlerine bağlı herkes vatanını sever. Bu ilkeler doğrultusunda  birinin diğerinden daha fazla ülkesini  sevmesi  söz konusu değildir.

Bu fitne ve fesat ateşinin ülkeyi sarmaması için  sorumluluk makamın da olanların üslup, tavır ve söylemlerine çok dikkat etmeleri gerekmektedir.

Konuyla ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanı’nın sarık ve cübbe ile Kadir Mısıroğlu gibi  Atatürk’e hakaretler yağdıran birini , hassas bir günde ziyaret etmesi  samimi bir hasta ziyareti olarak izah edilemez.

Böyle bir ziyaretin doğuracağı tepki elbette ki bilinmez değildir.

Ülkede tansiyon yükselirken gazeteci bir bayanın “Atatürk benim ilahımdır” diyerek ortaya çıkması, bir mültecinin Atatürk heykelini tahrip etmeye çalışması,  kara çarşaflı bir bayanın “Atatürk ilah değildir “ söylemi ,bize geçmişte yaşadığımız acı günleri hatırlatmaktadır.

 Vatandaşlar olarak ülkemizde sükûneti sağlayıp ,barış dilini yaygınlaştırmamız gerekmektedir.

Bu hassas konuda en büyük görev ve sorumluluk devleti yönetenlere ve siyasilere düşmektedir.

İfrat ve tefrit yanlışına düşüp, fitne ve fesat tohumlarının serpilmesine göz yumarsak, ülkemize en büyük ihaneti ve saygısızlığı yapmış oluruz ki bunun vereceği zarar hiçbir  silahın veremeyeceği kadar tehlikelidir.

                                                             Erdal Güzel /18.11.2018/Erzurum

 

 

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

8+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bayramlara Sığdırılan Mutluluk!

    30 Temmuz 2020 Erzurum, Tüm Manşetler, yazarlar

        GAMZE İSPİRLİ'nin yazısı.... Yine bir bayram arifesini yaşıyoruz… Bayram hakkında söylenecek ve yazılacak çok şey var belki;  bu açıdan bir yazar için bayram yazısı kaleme almak çokta değildir. Bayram yazısı yazmak, mutluluğu anlatmaya çalışmaktır aslında… Oysa mutluluk göreceli bir kavramdır. Birçok kişi bayramı anlatırken, geçmişe özlem duyarak “bayramların içi boşaltıldı” yorumunu yapar. Bayramları önce tatil günleri ilan ettik, sonra ziyaretleri bırakıp bayram kutlamalarını kısa mesajlara sığdırdık…...
  • KUVAYİ MİLLİYE RUHU VE ERZURUM KONGRESİ….

    23 Temmuz 2020 Tüm Manşetler, yazarlar

      TARİHÇİ KÜBRA ÖZDEMİR'İN YAZISI     Kurtuluş  Savaşı’nın  başlamasında meşale görevi  gören  Erzurum kongresinin  bugün 101.  Yılı. Bundan 101. yıl  önce   Mustafa  Kemal  ve  silah arkadaşlarının  öncülüğünde  23 temmuz 1919 da  Erzurum  da  bir kongre yapılması kararlaştırılmış. Alınan  kararlar  Türkiye  Cumhuriyetinin kaderini değiştirmiş. Kurtuluşa giden yolda önemli adımlar atılmıştır.      Mustafa Kemal   kurtuluş  mücadelesini doğudan başlamayı planlamış büyük kongreyi Erzurum da toplayarak Erzurum konusundaki ayrı...
  • İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE OBJEKTİF BAKIŞ…

    03 Temmuz 2020 Erzurum, Tüm Manşetler, yazarlar

      Son günlerde İstanbul Sözleşmesinin (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) kaldırılması konusundaki tartışmalar yoğunluk kazanıyor. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, önceki gün başkanlık yaptığı MYK ve il başkanları toplantılarında, kamuoyunda tartışılan İstanbul Sözleşmesi gündeme geldi. Edinilen bilgiye göre, Erdoğan kurmaylarına, “Çalışıp, gözden geçirin. Halk istiyorsa kaldırın. Halkın talebi kaldırılması yönündeyse, buna göre bir karar ve...
  • BEN SÖYLERİM KALEM YAZAR!

    19 Haziran 2020 Erzurum, Tüm Manşetler, yazarlar

    Uzun süredir yazmıyorum ve yazmamaya karar vermiştim.Gurbette suya benzedik gözyaşı,Taşa benzedik bağır, saza benzedik türkü olduk. Somun derdi olmalyanları; Somun derdi olanlar ayakta alkışlıyor! Gurbet bırak rüzgar deli deli essin, yağmur cise cise yağsın.Bırakta ıslanayım, şemsiye olma yağan yağmura.Ben söylerim kalem yazar.Güfte hazır bestecisini bekler! Arkamdan tuzak kuranlar, sözlerimle sizleri buğday başakları gibi savurur, tanelerinizin her birini Akdeniz’in derin sularına gömerim..Doğru bildiklerimi ve doğruları paylaştığımda...
Betboo giriş