logo

07 Mart 2018

“Kadın” ve “Şiddet” kelimelerinin yan yana kullanılması şiddeti önleyicilikten çok şiddete model oluşturuyor!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Kadın Komisyonu bir basın açıklaması yaparak “kadın” ve “şiddet” kelimelerinin her ne amaçla olursa olsun yan yana kullanılmasının şiddeti artırdığına dikkat çekerek, olumsuz kelimelerin sıkça kullanılması bilinçaltında olumsuz davranışlara referans olduğunu ifade etti.

A 3

TDED Erzurum Kadın Komisyonu Başkanı Çiğdem Hopur ve üyelerinin dernek binasında gerçekleştirdiği açıklamayı Adalet Ömeroğlu yaptı. TDED Erzurum yönetim kurulu üyesi Adalet Ömeroğlu’nun açıklaması şöyle:

 

Yaratılmışların en üstün özelliklerini taşıyan insan türünün, cinsiyet ayırımındaki erkek tanımının öteki özelliğine kadın denilmektedir. “Kadın” kavramını bir cinsiyet tanımı olmanın ötesinde tarihi süreçte farklı coğrafyalar, toplumsal yapılar ve gelenekler dini-kültürel-sosyolojik-töre gibi yorumlama ve manipülasyonlarla olumsuz ayrımcılığa dayandıran anlayış ve güya bu yanlış anlayışa karşı çıkış sloganı olarak sıkça tekrarlanan “Kadına Şiddet” kavramı, “kadın” ve şiddet” kelimelerini birbirine yapıştırarak aslında kadına her türlü şiddeti bilinçaltında meşrulaştırmaya neden olmuştur.

 

Hiçbir canlı için düşünülemeyecek “şiddet” kavramının, şiddete tepki gösterme amaçlı olsa bile sıkça “kadın” kelimesiyle yan yana kullanılması şiddetin yalnızca kadına yapılma doğallığı çağrışımını yapmaktadır. Bu kalıplaşmış arızalı ifadeden kadını kurtarma adına -bilinçlendirmeye yönelik olsa bile- şiddet ve kadın kelimelerinin bundan böyle yazılı ve görsel medyada, haber ya da dizi programlarında, afişlerde vb. tüm sosyal, akademik, siyasi çalışmalarda yan yana kullanılmasına karşıyız. Sıkça kullanılan bu sevimsiz kelime, zayıf ve suça meyilli zihinlerde aslında bu kötü davranışı tekrarlamaya yönelik uyarıcı etkisi yapmaktadır. Şiddet ve zorbalık esasında kadına değil insana yapılmaktadır. Olumsuz kelimelerin “kadın” kelimesine etiketlenerek kullanılmaması konusunda kamuoyundan hassasiyet bekliyoruz.

 

Evet, şunu çok iyi modelleyerek öğrendik ki kadına yönelik yapılan şiddetin “kadına şiddet” tanımıyla anlatılması, gündemde tutulması sıklıkla deklare edilmesi bu eylemin şiddetini ve tekrarını artırmadan öteye geçmemiştir. Gizil öğrenme, en aktif kullandığımız ve özellikle kontrolü ele alamadığımız durumlarda istem dışı aktifleşen bir öğrenme yöntemi olarak beynin kodlama tekniğidir. Kişi başlangıçta sarsıcı ve üzücü bir durum karşısında farkında olmadan karşılaşılan olayın şemasını kaydeder ve fırsatını bulduğu sırada yani hislerinin yanılsamasında referans olarak kullanır.

 

Kadın hakları değil, insani hakediş!

 

Durumun ehemmiyetinin ve anlamsız uğraşıların son bulması adına, kadını yalnız bir insan kimliğiyle tanımlamak yerli yerinde olacaktır. Bu, ne kadın erkek eşitliği ne de pozitif ayrımcılık gibi içi boş benzetmeler meselesidir. Bu, insan haklarının cinsiyet ayırımı olmadan bir insana kullanım eşitliğinin sağlanmasıdır. Şiddet, kadına değil insana yapılan zulümdür.

 

Sosyal adaletsizlik ayrımcılıktan doğar, ayrımcılık ötekileştirmekten. Artık bu tiryakilikten vaz geçme vaktidir. Öyle ki, İslamiyet kadına en üst düzeyde değer veren yüce bir dindir. Kuran-ı Kerim’de kadının bu insanî mücadelesini dile getiren ve sırf bu yüzden nazil olan “Mücadele” suresi vardır.

 

Her yıl 8 Mart’ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 16 Aralık 1977 tarihinde “Kadın Hakları ve Uluslararası Barış Günü” olarak kararlaştırılmış ve Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde “Uluslararası Kadın Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi olarak, biz de bundan böyle 8 Mart’ın “8 Mart Kadınla Barış Günü” olarak adlandırılmasını ve olumsuz içerikli tüm haberlerin yasaklanmasını teklif ediyor, kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

6+9 = ?