logo

23 Şubat 2016

TARİH’DE TÜRKLER HER ZAMAN İSLAM ALEMİNİN HAYAT SİGORTASI OLMUŞTUR

image
Ömer ÖZDEMİR
Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammet ( s.a.v); Arap yarım adasında dünya’ya gelmiş,ve İslamiyeti Mekke merkezli olmak üzere tüm Dünya’ya yaymaya başlamıştır.
Mekke bugün’ kü adı Suudi Arabistan’ ın toprakları içerisinde bulunmaktadır, Orta doğuda dünya’ya gelen İslam dini,Tarih’in her devresinde ister siyasi, ister dini, ister ticari acı dan sürekli emperyalizmin ve istilanın hedefi olmuştur.
Bölge bakımından Abbasi iktidarı zamanında Türkler ile siyasi olarak, Cin seferine karşı ittifak edilmiştir. ” Talaş savaşı” 751 bu olay ise, Türkler’ in İslam dinini kabul etmesine sebep olmuştur. Türkler İslam dinini kabul ettik den sonra İslam alemi nin koruyucu melekliğini üstlenmiş, ve her safhada Halife’ i ve kutsal olan Mekke ve Kudüs’ü korumuştur. Müslümanlığı kabul ettikten sonra Türkler Arap’lar arasında sevilmiş ve bir çok göreve getirilmiştir.
Siyasi, askeri, bürokrat olarak hatta Mutasım Avasım bölgesinde vali iken Bizans’a karşı yaptığı seferlerde iyi ata binen, sadık olan, iyi ok ve kılıç kullanan Türklerden askeri birlikler oluşturmuştu. Haçlıların İslam alemine saldırması ve Kudüs bölgesini ele geçirmelerinden sonra ise Selahaddin Eyyübi nin 1187 yılında Haçlılara karşı aldığı zaferle, Kudüs 89 yıl sonra devleti ise ; Anadolu’ya yerleşerek Bİzans’ ın İslam toraklarına saldırma ihtimallerini ortadan kaldırmış ve Halifeyi her zaman korumuştur bunu biz Tuğrul bey’in Halifeyi şii büveyh oğullarına karşı korumasını ve Tuğrul Bey’in Abbasi halifesinden ”Doğunun ve Batının sultanı” unvanını alması Türk ve İslam tarihi açısından Türkler’ in İslam aleminin lider Ülkesi konumunda olduğunu kanıtlar, ayrıca Selçuklular İslam alemini Moğollar ve Haçlıların istilalarına karşı korumuş 11, yy dan 13, yy’ la kadar haçlılara Anadolu’dan geçiş imkanı vermemişlerdir.
Osmanlı devleti ise; halifeliği bünyesinde bulunduran ama Müslümanların haç seferlerine hizmet edemeyen hatta haça gelen hacılara iyi muamele yapmayan,Memlük’ ler üzerine sefer yapmış,ve halifeliği Osmanlı devletinin himayesi altına almıştır ( Yavuz sultan Selim zamanında.) ve tüm İslam devletlerini,Osmanlı devleti bayrağı altında beslemiş ve himaye etmiştir.ayrıca Osmanlı devleti cihan hükümdarlığıyla Sırpsındığı Savaşı (1364),Çimen Savaşı (1371),Birinci Kosova Savaşı (1389),Varna Savaşı (1444),İkinci Kosova Savaşı (1448) Niğbolu Savaşı (1396), gibi seferlerle haçlı ordusunu tamamen İslam aleminin topraklarından silip atmıştır. şimdi günümüzde ise ” Arap Buhranı ” diye hitap ettiğimiz mutlakiyet yönetimlerin teker teker çökmesi ve buna parelel olarak emperyalist devletlerin bölgelere dolaylı olarak yerleşmesi doğurmuştur. sıradaki hedef ise Türkiye’nin sınır komşusu olan Suriye’ye gelmiştir. Beşer Esad yönetimi, PYD, YPG ,Rusya, ABD orduları ve saldırıları arasında kalan Suriye’de her gün sivil katliamı yapılmakta ve buradan kaçan, mülteciler ise çareyi Türkiye’ye sığınmakta buluyor peki bu acımasız emperyalist devletlerin Suriye’den sonraki hedefi kim ? Türkiye mi sorusu aklımıza geliyor ve muhtemel bir cevap oluyor. peki Türkiye bu durum karşısında ne yapmalıdır hiç şüphesizdir ki , hiç bir taviz vermeden sınırında bir iradeli kuvvet kurmalıdır, ve Türkiye’nin güçlü,iradeli,bir kuvvet oluşturması için” İktidar ve muhalefet ” siyasi rekabetlerinden vazgeçerek ülkenin bekası ve geleceği için BİRLİK’de hareket etmeli ve olaylara kenetlenmelidir. çünkü “Günümüzde herhangi bir devletin kendisine çok yakın coğrafyaları dahi tek başına şekillendirmesi mümkün değil. Bu gün ABD bile ne Pasifi ği, ne Körfez’i ne de Orta Doğu’yu istediği şekilde yönetemiyor.
Avrupa, mülteci sorunu, Irak-Suriye krizlerini ve İran-Rusya etkileriyle başa çıkamazken, kendi sorunlarını dahi yönetemiyor. Bütün bu kaosun içerisinde Türkiye; Asya – Avrupa ve Ortadoğu arasında stratejik köprü olarak, en önemli jeopolitik ülke konumundadır. ABD ve AB’nin Türkiyesiz bir Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar ve Rusya politikasının olamayacağı tartışılmaz bir gerçektir.” Bu emperyalist devletlerin Türkiye üzerinde bu kadar kirli hesapları varken aklımıza gelen ise Türk’ün-Türk’den başka dostu yoktur doktiri dir. peki,Türkiye hem içte hem dışta bu kadar düşmanla psikolojik-stratejik savaş içerisindeyken; bizler siyasi parti kavgasına girersek emperyalizme kalmadan kendi kendimizin sonunu getirmiş oluruz.
Kurtuluş savaşında bizler bunu yaşadık tecrübeli bir toplum olarak bizler son haçlı seferine Kürt,Türk,Laz,Çerkez demeden ”BİRLİK’ de mücadele edeceğiz çünkü Tarih’imiz de İslam kuralları da bunu gerektirir ve emreder, ecdadımız olan Selçuklu devleti, ve Osmanlı devleti bunu yapmış ve Muzaffer olmuşlardır, eminim ki bizde Türkiye olarak bunu yapar ve İslam aleminin yok olmasına, emperyalizmin kurbanı olmasına izin vermeyiz çünkü bizler İslam alemini hayat sigortasıyız

Share
#

SENDE YORUM YAZ

10+2 = ?

bahis siteleri gaziantep escort