logo

27 Eylül 2015

YERLİ VE MİLLİ OLMAK…


Abdurrahman Zeynal
abdurrahmanzeynal@hotmail.com

zeynal

 

Son günlerde en çok konuşulan mevzuların başında yerli ve milli olmak geliyor.

Özellikle siyasiler konuyu kendi zaviyelerinden irdelerken, gazetelerdeki köşe yazarları konuyu enine boyuna tartışmaktadır.

Birde Anadolu kentlerini, kasabalarını ve köylerini gezdiğinizde bu kavramlara rastlarsınız.

Söz gelim Diyarbakır’da kadim şehrin mukimlerine sorarsanız kendilerinin yerli olduğunu söylerler, kenar semtler yani varoşların halkı için onlar sonradan dolma, sonradan gelme ifadesini kullanırlar.

Ağrının Tutak ilçesine giderseniz kadim kasaba insanları kendilerinin yerli, falan , falancalarında dolma olduğunu söylerler. Bu Erzurumda, Trabzonda veya İstanbulda söylenen bir deyimdir.

Aslında Anadolu kasabalarında yerli terimi daha çok yerleşik halkı Türk olanlar kullanır. Yerli demek Türk demektir. Bölgesine göre  Arap, veya Keldani demektir.

Bunların dışında olanlar genelde göçmen veya muhacirdir. Balkanlardan göç edenlere muhacir denir. Kafkaslardan Anadoluya göç edenlerde orta Anadoluda muhacir denir.

Ayrıca çocukluğumuzda her yıl kutladığımız yerli malı haftası vardı. “Yerli malı yurdun malı her Türk onu kullanmalı” parolası işin bir başka boyutuydu.

Gelelim Milli kelimesine. Türk milleti son yüz elli yıldır çok acılar yaşadı. İçten ve dıştan gelen tehditler, savaşlar ve isyanlar sonucu çok acılar çekildi. İşte o acıların yarattığı ortamda milli kelimesi özellikle 1950 sonrası kullanılır hale geldi.

Özellikle 1960 sonrası iki bakanlığın adında milli kelimesi yer aldı. “Milli Savunma Bakanlığı”, “Milli Eğitim Bakanlığı”.

Türkiyedeki sağ-sol olaylarında milli kelimesi belirleyici rol oynadı. Türkiyede sol gençlik daha çok enternasyonal ifadesini kullanırken sağ gençlik milli kelimesini kullandı.

Özellikle Aykut Edibali‘nin başyazarlığını yaptığı dergi “Yeniden Milli Mücadele” milli kavramını kullanırken, Erbakan liderliğinde kurulan ” Milli Selamet Partisi”de milli kelimesini kullanmıştı.

1970-1980 arası milli kelimesi ifade edilmese de sağcıların kullandığı bir kavramdı. Hayatın tüm alanlarına milliliği ve yerliliği hakim kılmak esastı. Aslında o yıllarda söylenmese bile ifade edilmek istenen şey ” İSLAM”DI.

1980 sonrası özellikle Anavatan Partisi ve onun Milli Eğitim Bakanı   Vehbi Dinçerler   Milli kavramını çok önemsemiş bakanlıkta yaptığı toplantılarda özellikle ders programlarının Milli olmasını, Milli konulara odaklanmasını istemişti.

Artık ders kitaplarının adları Tarih, Coğrafya, değil; Milli Tarih, Milli Coğrafya idi. Derslerde öğretmenler milli kavramını dillerinden düşürmüyorlardı.

Bu durum 2005’lere kadar böyle devam etti. 2002 ‘de kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi ve kurduğu hükümetlerde kitap isimlerinde radikal değişimlere gidilmesi sağlanmış kitapların adları olan Milli Tarih, Milli Coğrafya adları kaldırılarak yerlerine eskiden olduğu gibi Tarih, Coğrafya adlarını almışlardı.

Artık Milli kelimesi eskilerin deyimiyle tukaka olmuştu. Derslerde, yazılarda milli kelimesi birden silinmişti. Çünkü Milli kelimesi o günkü yöneticiler nezdinde ayrımcılığı oluşturuyordu. Eğer bir şey ayrımcılığa sebebiyet veriyorsa kaldırılmalı, kullanılmamalıydı. Nitekim öylede oldu. Milli kelimesi zımnen kaldırılmış oldu.

 Vehbi Dinçerlerin bakanlığıyla başlayan, Hüseyin Çelik’in bakanlığı döneminde kaldırılan ve Sayın Cumhurbaşkanımızın 550 yerli ve milli vekil istemesi ile alevlenen süreç  bakalım hangi tarafa gidecek.

Onu da zaman gösterecek.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

6+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MİLLİ EGEMENLİK VE 23 NİSAN COŞKUSU

    23 Nisan 2020 Tüm Manşetler, yazarlar

    Tarihçi Kübra ÖZDEMİR’in yazısı Bugün günlerden  23 Nisan. Bundan tam yüz yıl önce’’ Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’’ sözü ile  milletegemenliğine dayalı  Türk  Devleti’nin  kuruluşu ve kurtuluşunun  temelleri atılmıştır. Meclisin açılışında  öncü rol oynayan Mustafa Kemal  19 mayıs 1919 da samsun ‘a  ayak basarak ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatmış, Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararlar ile  ulus egemenliğinin yine ulusun sağlayacağını ortaya koymuştur. ‘ Tek bir egemenlik vardır  o da ulus egemenliğidir ‘ anlayışıyl...
  • MİLLİ MÜCADELE KENTİNİN GURUR GÜNÜ

    07 Nisan 2020 yazarlar

    TARİHÇİ KÜBRA ÖZDEMİR’İN YAZISI   Türk tarihinde önemli bir yer edinen dadaşlar diyarı Erzurum 1. Dünya savaşı sırasında çok büyük acılara sahne olmuştur.  Bu süreçte insanlık tarihinde eşine rastlanılmayan vahşet ve katliama karşı milli bir şuur oluşmuş ve Erzurum kahramanlık destanı yazmıştır. Hınçak Taşlak Ermeni çetelerinin katliamına rağmen Erzurum halkı vatan, millet, bayrak sevgisini kaybetmemiş yaşlısı,  genci,  kadını,  erkeği,  milli birlik ve beraberlik anlayışıyla mücadelesini sürdürmüştür. 1917 yılında Rusya da...
  • ÇANAKKALE DESTANI

    07 Nisan 2020 yazarlar

    TARİHÇİ KÜBRA ÖZDEMİR’İN YAZISI…. Çanakkale içinde aynalı çarşı Ana    ben   gidiyom   düşmana  karşı Of  gençliğim eyvah… Şair   bu   dizelerle  anlatıyor,   Çanakkale destanının ne kadar anlam yüklü  olduğunu  ve kelimelerin  kifayesiz kaldığını. Tarihin  en büyük ve gerçek  savaşlarından  birisidir  Çanakkale .  Kürdü ,  Türk’ü,  Lazı,   çerkezi   vatanın kurtarılması  için tek yürekti. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 105’inci yıl dönümünde kefensiz yatan kahramanlarımızı kaleme almak istiyorum…. ...
  • DALGALANDIMDA DURULDUM!

    30 Ekim 2019 Erzurum, Tüm Manşetler, yazarlar

      Cırcır konuşan bir Çinliyi dinleyerek Çince öğrenebilir mi insan. Hayatımı ve anılarımı montajlama hevesi içinde değilim.. Pişmanlıklarımı da; arkeolojik kazı yaparak çıkarmanın bana bir faydası, hatalarımdan ders çıkarmak olmasıdır. Her insan hayatının bir karışık kasedi vardır. Bu karışık kasette yıllarca siyaseti önlü arkalı çalıp dinledim. Çok geçte olsa dinlemeyi bırakmayı başardım.. Mutluluğum,cezvelerden kabarıp kabarıp boşalıyor fincanlara, höpürdete höpürdete yudumluyorum sabah kahvemi, elimde si...
bahis siteleri